Faydalı Bilgiler

1.     Her ineğe 60–75 cm genişliğinde yemlik alanı sağlayın. Özellikle sıcak havalarda yemlikleri günlük olarak süpürün veya temizleyin. RumeninpH’sı 6'nın üzerinde olmalıdır. Daha düşük pH’lar, selüloz sindirimine ve protein sentezine bir limit konulmasına neden olur ve bunlara bağlı olarak şekillenecek olan asidoz ise alınacak yem miktarının azalmasına neden olacaktır.

2.     Silajın pH’sı, mısır silajında 4,2’den ve baklagil silajında da 5’den az olmalıdır.

3.     Fazla miktarda mısır sindirilmeden atılırsa tahılların hasat olgunluğuna ulaşıp ulaşmadığını kontrol edin Selüloz partikülleri her 15 dakikada bir geviş getirmeyi kamçılayacak şekilde yeterli uzunlukta olmalıdır. Bu da ineklerin rumen florasını tamponlayarak 132–150 litre salya üretimi ile 22,5-23 kg kuru madde tüketmelerini sağlar.

4.     *İnekler pik gereksinimleri için, günlük en azından canlı ağırlıklarının %4’ü kadar KM tüketmelidir.

    • *Günde 3 defa sağılan inekler, günde 2 defa sağılanlara oranla,% 5–6 daha fazla kuru madde tüketirler.
    • *Yaklaşık 1 kg artan süt verimi için, inekler en azından 0,5 kg kuru madde tüketmek zorundadır. Bundan daha az yerlerse, vücut kondisyonlarında bir kayba neden olur ve metabolik hastalıklara daha duyarlı hale gelirler

5.     Silajlar 0,95 - 1,3 cm uzunluklarında doğranmalıdır. Teorik kesim uzunluğuna göre silajın %15-20'si 1,25-2,5cm uzunluğunda olmalı.

6.     Tahıl miktarı kuru madde de %60' ı aşmamalı. Toplam rasyonda %30–40 arasında olacak şekilde nişasta sağlayın.

7.     Isı stresindeyken potasyum (% 1,5),sodyum (% 0,5) ve magnezyum (0,35) oranlarını arttırmaya çalışın. Sütçü sürülerde, kuru ineklerin kalsiyum düzeylerini günlük 80–100 gr azaltarak limitleyin ve fosfor düzeylerini günlük 45 gr azaltarak limitleyin. Ca: P oranını,2-1' den daha az olacak şekilde tutun.

8.       NFC (NİŞASTA)‘si YÜKSEK RASYON SEMPTOMLARI

1.     K.m tüketiminin düşmesi veya dalgalanması.

2.     Süt yağının düşük , süt proteininin yüksek olması

3.     Asidoz problemleri

4.     Tırnağın hızlı uzaması ve ayak çürüklükleri

5.     Dışkıda fazla miktarda mısır gözlenmesi

 

9.     NFC’si YETERSİZ  RASYON  SEMPTOMLARI

1.     Süt pik verimine ulaşamaz, genellikle verimi düşüktür.

2.     Özellikle de erken laktasyonda beklenenden fazla canlı ağırlık kaybı gözlenir.

3.     Ketozis problemi

4.     Süt yağının yüksek, süt proteininin düşük olması.

 

10.  Genel bir prensip olarak buzağı canlı ağırlığının %10 u kadar ilk 24 saatte kolostrum içmelidir.

Doğumdan sonra 2.saat; 1 lt., 6.saat 1 lt, 12.saat 1 lt, 18.saat 1 lt kolostrum mutlaka içirilmelidir.

2 ve 3. günler 8 saat aralıklarla 1.5 lt kolostrum 3 öğünde verilmelidir

4. gün süt/mamaya geçilerek 12 saat aralıklarla 2 şer lt süt/mama verilmelidir. Buzağıların önüne iyi kaliteli ve taze buzağı başlangıç yemi ve su konulmalıdır.

Buzağılar yem tüketimlerine bakılarak sütten kesilirler.

Minimum 750 gr buzağı başlangıç yemini tüketmeye başladıklarında buzağılar denemeye alınarak 3 gün üst üste yemi tüketip tüketmedikleri kontrol edilir.

Başlangıç yemini tüketen buzağılara mama tek öğüne düşürülür ve 3 gün tek öğün mama verilir. Daha sonra mama ve/veya süt verilmez.

11.  Geleceğin anneleri olan düveleri bu dönemde fazla yağlandırmaktan kaçınılmalıdır. Günlük canlı ağırlık artışı 750 gramı geçmeyecek şekilde rasyonlar ayarlanmalıdır. Küçük yaşta kuru madde olarak konsantre yem ağırlıklı besleme yapılmalı yaş ilerledikçe kaba yem ağırlıklı rasyonlar tercih edilmelidir.

12.  Bu dönemde düvelere saman verilmeye başlanabilir.Rasyondaki kuru otlar sağmal rasyonlarına göre daha iri kıyılarak fizyolojik tokluk sağlanabilir.Rasyonlarda mısır silajı kullanılmalı ve doğal halde 8 kg dan fazla verilmemeye özen gösterilmelidir.

Düvelerin önü mümkünse boş kalmamalı ve 24 saat yem ve suya ulaşabilecekleri şekilde önlerine sunulmalıdır.15. ayda ve uygun canlı ağırlıkta tohumlanarak gebe bırakılan düveler doğumlarına 3 hafta kalıncaya kadar düve rasyonuyla beslenmeli, son 3 hafta yavaş yavaş sağmal rasyonlarına alıştırılarak doğuma hazırlanması sağlanmalıdır.

13.  Beslemede Kullanılan Terimler 

 

ADF – Asit deterjan lifleri

BUN – Kan üre nitrojeni

BW – Vücut ağırlığı

Ca – Kalsiyum

Cfu – Koloni formundaki ünite

DIM – Günlük süt verimi

DIP(RDP) – Rumende sindirilebilir Protein

DM – Kuru madde

DMI – Sindirilebilir kuru madde

FCM – Yağa göre düzeltilmiş süt

IU – İnternasyonel ünite

 

Mcal – Mega kalori

MUN – Süt üre nitrojeni

NDF – Nötral deterjan lifleri

NE-l – Laktasyonun net enerjisi

NFC – Lifli olmayan karbonhidrat

P – Fosfor

PH – Asitlik

ppm – Milyonda kısım

SIP – Çözülebilir sindirilemez protein

TCL – Teorik Kesme Uzunluğu

TMR – Toplam rasyon karışımı

UIP(RUP) – Rumende sindirilemeyen protein

 

14.  Selüloz partikülleri her 15 dakikada bir geviş getirmeyi kamçılayacak şekilde yeterli uzunlukta olmalıdır. Bu da ineklerin Rumen faunasını tamponlayacak ve 130–150 lt salya üretimi ve uygun miktarda kuru madde tüketmelerini sağlanacaktır.

    • Silajlar 0,95–1,3 cm uzunluğunda doğranmalıdır.  Teorik kesim uzunluğuna göre silajın %15–20 si,  1,25- 2,5 cm arası uzunlukta olmalıdır. Bu şekilde rumenetükrük salgısı yolu ile yeterli miktarda tampon madde gidecektir.
    • Sodyum bikarbonat toplam rasyonun kuru maddesine %0,75 dolaylarında katılmalıdır, özellikle rasyonda yüksek miktarda mısır silajı veya yüksek nemli mısır kullanılıyor ise bu durum daha da fazla önem taşır. Örnek: 22,7 kg KM * 0.75%= 0.170 kg

 

15.  Toplam rasyonda NFC düzeylerinin %35- 42 arasında olmasını sağlayın, aşırı şeker ve kolay fermente olabilen maddelerle besleme asidozis ve yağlanma problemlerini arttırır.

    •  Toplam rasyonda %30- 40 arasında olacak şekilde nişasta sağlayın.
    •  Dışkı PH ’ sının 6’ dan düşük olmaması istenir, düşük PH fazla miktarda nişastanın rumenden kaçmasını ve ince barsakta fermente olmasına neden olur.

16.  Doğum öncesi kullanılan Katyon-Anyon Rasyonlar

    • ·Rasyon katyon-anyon dengesi, son yıllarda süt humması ve retensiyosekundinarium olaylarının önlenmesinde başvurulan bir besleme yöntemi olarak ortaya çıkmıştır. Na, K, S ve Cl gibi minerallerin miktarları, doğumdan 3-4 hafta önce ayarlanması ile süt humması, retensiyo olaylarında belirgin bir azalma ortaya çıkmıştır.
    • ·Cl, S, P, anyonik (-)
    • ·Na, K, katyonik (+) 

Iodin (I)

    • ·Tiroid bezindeki hormonların yapısında yer alarak enerji metabolizması regülasyonunda görev yapar. Yetmezliği halinde tiroksin hormonu yeterince üretilemez, tiroid bezi büyür (Guatr). Anneler normal görünmesine karşılık, guatr’lı buzağılar zayıf, tüysüz veya ölü doğar. Sütteki iyot miktarına bakılarak yetersizliği tespit edilir.
    • ·Tiroid-iod aktivitesi ile üreme faaliyetleri ve gebe kalma, plasenta oluşumu arasında ilişkiler bildirilmektedir.
    • ·İyod zehirlenmesi, çatal çürüğü ve düşük çene gibi semptomlarla belirgindir. Gözyaşı akıntısı, patlak gözler,sinirlilik, karışık tüyler, tüylerin dökülmesi, uyuşuk hareketler, iştahsızlık gibi semptomlar görülür. Rasyondaki oran normale dönünce belirtiler ortadan kalkar.

Selenyum (Se)

    • ·Yetmezliği halinde çeşitli türlerde kas dejerasyonlarıyla belirgin Se, sığırlarda eşin atılamamasına yol açar (retentiosecundinarium). Akyuvarların patojen mikroorganizmaların yıkımı sonucu ortaya çıkan zehirli bileşimlere karşı korunmasını (antioksidan) sağlar. Vit E ile birlikte Se, Beyaz Kas Hastalığı’nın önlenmesi ve bağışıklık sisteminin devamında görev alır.
    • ·Se fazlalığı halinde alkali hastalığı ortaya çıkar. Akut zehirlenmelerde körlük, güç nefes alma, nabız düşüklüğü, solunum yetmezliği sonucu ölüm şekillenir.

Kükürt (S)

    • ·Protein sentezinde ve özellikle çok önemli iki amino asitin (metiyonin ve sistein) sentezinde yer alır. Bu iki amino asitin oluşturduğu proteinler doğrudan bütün vücut işlevlerinde yer alır. Vücudun % 0,15 veya sütün % 0,03 ü kükürttür.
    • ·Doğrudan protein ve N değerlendirilmesinde yer alan kükürt, süt sığırlarında N/S=10/1 oranda olmalıdır. Rasyona üre katıldığı durumlarda bu oran çok önem kazanır.
    • ·Süt hummasının önlenmesinde S önemli bir anyondur ve kuru dönemde miktarı artırılabilir.
    • ·Noksanlığı halinde; yem tüketiminde azalma, büyümenin yavaşlaması, sersemleme, sindirilebilirlikte düşüş, azalan süt verimi ortaya çıkar.

Tuz (NaCl)

    • ·Rasyona katılacak tuz miktarı hayvanlara yüksek oranda silaj verildiği zamanlarda artırılmalıdır. Normal olarak % 0.5-1 oranda total rasyona ilave edilir. Rasyona katılan tuz, iştah artırıcı etkisinden dolayı diğer besin maddelerinin de tüketimini artırır. Kurudaki inekler ve düvelere hariçten tuz verilebilir. Pik dönemdeki sığırlara meme ödemlerini önlemek amacıyla tuz kısıtlı miktarda ve rasyona çok iyi karıştırılarak verilmelidir.
    • ·Na; vücut sıvılarının dengelenmesinde, ozmotik basıncın düzenlenmesinde, glukoz ve amino asit taşınmasında, asit-baz dengesinde, sinirsel uyarımların taşınmasında görev alır.
    • ·Cl; extrasellular sıvıda yer alır, asit-baz dengesini ve ozmotik basıncın regülasyonunu sağlar. Abomazum’dakiHCl asit formasyonunda görev alır.
    • ·Yemlerin Cl içerikleri değişkendir. Eğer Na, NaHCO3 vb kaynaklarla temin ediliyorsa, Cl ayrıca sağlanmalıdır. Ancak NaCl, en ucuz ve dengeli kaynaktır.
    • ·Tuz yetmezliğinde iştahsızlık, büyümenin yavaşlaması, perişan görünüm, donuk bakış, tüylerin karışık hal alması, süt veriminde düşme belirir, tuz ilavesiyle bu semptomlar hemen ortadan kalkar.

Magnezyum (Mg)

    • ·Vücuttaki enzim sistemlerinin en önemli maddesidir. Kemik yapısı teşekkülü ve kas kontraksiyonlarında temel görevleri vardır.
    • ·Çayır tetanisi Mg noksanlığında, ilkbaharda meralarda beslenen sığırlarda ortaya çıkar. Rasyona Mg ilavesiyle önlenir.
    • ·Yüksek oranda N ve K’un Mg emilimi üzerine olumsuz etkisi vardır.
    • ·Mg’un hayvanlar üzerinde rahatlatıcı (relaxing) etkisi vardır. Mg yetmezliği, aşırı duyarlık, sinirlilik, yerinde durmama, kas seyrimeleri, diş gıcırtdatma ve salya akıntısı ile belirgindir.

Potasyum (K)

    • ·Pek çok enzim sisteminde yer alır. Kalp kasının kasılması, extraselluler sıvıdaki Na dengesi ve hücresel alış-veriş, asit-baz dengesi ve ozmotik basınç, vücutta su dönüşümü gibi çok önemli hayati işlevlerde yer alır. Sütün önemli bir komponentidir. Terle atıldığından sıcak mevsimlerde yeterliliğine dikkat edilmelidir.
    • ·Rasyonda yüksek oranda bulunması halinde süt humması olaylarında artış bildirilmektedir. Bu nedenle hayvan kuruda iken K miktarı azaltılmalıdır.

Kalsiyum(Ca) ve Fosfor (P)

    • ·Vücuttaki minerallerin % 70’ini Ca ve P teşkil eder. Ca’un % 99’u, P’un % 80’i kemik ve dişlerde tutulmaktadır. Ca/P, 2.2/1 oranda bulunur ve metabolize edilir. Bu oranın bozulması halinde her iki mineralin de metabolizması aksar. Bitkisel kökenli P (fitat P), sindirim kanalında fazla miktarda Ca bulunması halinde emilemez. Mg’ da ortamdaki Ca ve P’dan etkilenir.
    • ·P dengesi kritiktir. Günlük tüketim 1 g eksilirse, dışkıyla atılan P % 55 azalır, 1 g artarsa, fekal P % 80 artar. Kaba yemlerle alınan Ca ve P miktarı, rasyon dengelenirken fazla dikkate alınmaz. Kesif yemler ve ilave olarak katılan mineral kaynaklarındaki oran daha önemlidir.
    • ·Yonca samanındaki Ca miktarı, silajdakinden daha fazla olmasına karşın, silaj Ca’u daha fazla değerlendirilir.
    • ·Kaba yemdeki P’un değerlendirilişi de, verilen tablolardaki değerlerden daha yüksektir.
    • ·Yüksek oranda yağ içeren diyetler, vücuttan Ca atılımını artırır.
    • ·Vit D, Ca emilim ve metabolizmasını etkiler.
    • ·Rasyonda P yetersizliği, iştahsızlık, bağışıklığın azalması, üreme faaliyetlerinin azalması, yem değerlendirme oranının düşmesi, süt humması olaylarında artışla ortaya çıkar. Her iki element te kemiklerde birlikte tutulduğundan, Ca’unparatiroid hormon tarafından salgılanması, P üzerine de etkilidir. Bu nedenle P’unrasyonla alınması önemlidir. Rasyonda yeterli P bulunmaması, büyüyen hayvanların kemik yoğunluğu ve mineral içeriğini azaltmaktadır.
    • ·Ca; hücreler arasındaki denge ve madde alışverişi, kalp atışı ve kas kontraksiyonlarını düzenler.
    • ·P; hücrelerdeki enzim sistemlerinde yer alır, enerji proteinin kullanımı, taşınması ve depolanmasında görevlidir. Ayrıca özelikle sellülolitikrumen mikro-organizmalarının büyüme ve fonksiyonlarının düzenlenmesinde görev alır. Temel kan tampon maddesidir.

Mineraller

    • ·Süt sığırları, optimum süt verimi, üreme performansı ve sağlıklı kalabilmek için ez az 17 çeşit minerale ihtiyaç duyarlar. Yemlerle temin edilen bu minerallerin
    • ·yetmezliği
    • ·fazlalığı
    • ·aralarındaki miktar dengesizlikleri sonucu etkileşimler ortaya çıkar.

Vücutta ve rasyonda bulunuşuna göre

    • ·Makro-Mineraller: Ca, P, Mg, K, Na, Cl, S
    • ·Mikro-Mineraller: I, Fe, Co, Cu, Mn, Zn, Se, Al, Cr, Mo, Ni,

Minerallerin Veriliş Yöntemleri

    • ·Rasyon içerisinde
    • ·Serbest olarak
    • ·Yemlerin üzerine dökülerek

— İnekler genellikle sağımdan sonra yerler, bundan dolayı yemliklerinde taze yem bulundurulur. Yüksek verimli inekler 23 dakika aralıklarla günde 12 öğün yem yerler. Sizde besleme programınızı ineklerinizin göstereceği bu davranışlara göre belirleyin.

— Eğer mümkünse ilkine doğum yapan düveler için ayrı bir besleme sağlayın. Yaşlı ineklerden ayrı barındırılırsa ilkine doğum yapan düveler yemek için %10–15 daha fazla zaman harcayabilirler.

 

Kuru dönem için ortalama uzunluk: 50-70 gündür. Özellikle 1 ve 2 doğumunu yapmış inekler daha kısa süre kuruda kalırsa bir sonraki laktasyonda daha az süt verir. 70 gün üzerinde kuru dönem sürerse bir sonraki laktasyonda süt verimi yine düşük olur.

Kuru Dönemde Gruplandırma: En az 2 gruba ayrılmalıdır. İlk 40 gün ve son 20 gün.

Genel bir prensip olarak buzağı canlı ağırlığının %10 u kadar ilk 24 saatte kolostrum içmelidir.

Doğumdan sonra 2.saat; 1 lt., 6.saat 1 lt, 12.saat 1 lt, 18.saat 1 lt kolostrum mutlaka içirilmelidir.

17.  DIŞKI SKORLAMASI

SKOR-1 :

Çok sıvı bir dışkıdır. Nohut çorbası gibidir. Hastalık olmayan durumlarda rasyon içerisinde sindirilebilir protein veya nişasta fazladır denir.Fazla protein sindirilmeye başlar ve üre oluşur.Fakat oluşan üre idrar ile atılmayıp bağırsaklara geri döner Fazla üre burada ozmotik bir basınç oluşturur.Bağırsaklara doğru su çekilmesine neden olur.Bu nedenle ishal oluşur.Potasyum gibi mineraller ile fazla beslemede ishale neden olabilecek ozmotik bir basınç yaratır.

 

SKOR-2 :

Sulu ve cıvık akan bir dışkı vardır.Dışkı yığın şeklinde bir form oluşturmaz.Yeni ve sulu bir otlakta otlayan bir hayvanın dışkısı gibi görülebilir.Rasyonda selüloz oranının düşük ve protein oranının yüksek olduğunun bir göstergesidir.Düşük selüloz oranına sahip rasyonlardan fazla yedirildiği zaman yemler sindirim kanalından çok hızlı geçerler ve bu durum şekillenir.Bağırsaklardan geçme oranının hızlı olması sonucu sindirilebilir protein ve nişasta hızlı bir şekilde kalın bağırsaklara gider ve fermente olabilir.Dışkının bileşiminde fazla miktarda su vardır.Bu yapı kalın bağırsaklarda fermente olur.Nişasta ve azotun dışkı ile atılarak kaybolmasına neden olabilir.

SKOR-3 :

Su veya sütle yapılan yulaf veya un çorbası gibidir.Zemine  veya yüzeye düştüğü zaman  ’’ CUP’’ şeklinde bir ses çıkarır.Protein ve su dengesinin yerinde olduğunun bir göstergesidir.

SKOR-4 :

Orta yoğunlukta bir dışkıdır.Botlara yapışmayacak kadar kurudur.Fakat yerde zıplayacak kadar da sert değildir.Rasyonun büyük çoğunluğu kuru ot ve az miktarda tahıl olan veya tahılın hiç olmadığı rasyonlar bu şekildedir.Kuru beslenmesinde olan diyet rasyonları ile beslenen hayvanlarda dışkı bu şekildedir.İnekler yüksek selüloz oranlı veya selülozu düşük nişastalı besinlerden oluşan rasyonlarla beslendiğinde olur.Rumence besinler bu şekilde çok yavaş geçerler.Rasyonun selüloz sindirimine öncülük eder.Nişasta kayıpları azalır ve diğer potansiyel sindirilebilir.materyallerin kayıpları azalır.

SKOR-5 :

Katı ve top şeklinde dışkı olur.Bu durum rasyonun samandan oluştuğunu gösterir.Sindirim sisteminde patolojik bir durum yok ise beklenmedik bir dehidrasyon olduğunu gösterir.Skorun 4.5 olması rasyonda selülozun fazla olduğunu gösterir.Bu durum hayvanların geviş almasını,geviş alma aralığını ve yemlerin rumenden sindirim sisteminin daha sonraki bölümlerine besinlerin geçme süresini uzatır.Yine bu skorlar rasyonda yeteri kadar DIP(Parçalanabilir protein)ve SIP(eriyebilir protein)in yeteri kadar olamayabileceğini gösterir.Bunun sonucunda zayıf bir selüloz sindirimi olur.

Tüm laktasyondaki ineklerde ,kuru ineklerde ve tün düvelerde dışkı skorunun 3 olması tavsiye edilir.Kurudaki ineklerde ve düvelerde dışkı skoru genellikle 4 olur.Çünkü bu hayvanlar düşük kaliteli besinlerle beslenirler.Fakato hayvanlarda dışkı skoru 4 ise ihtiyaçları karşılanmıyor demektir. Erken laktasyon hayvanlarındaskor 3 ten biraz az olduğunda besin madde ihtiyaçları karşılanır ve hedeflenen pik süt verimine ulaşılır.Düvelerde ve kurudaki ineklerde dışkı skoru 3 ün biraz olduğu zaman onların gereksinimlerini hayvanları şişmanlatmadan da besin maddeleri ile karşılamış oluruz.

18.  Eğer inekler istenilen pike ulaşamıyorsa, proteinleri kontrol edin. Pike istenilen düzeyde ulaşıyor fakat pik sürekli olmuyorsa, enerjiyi kontrol edin.

19.  İnekler genellikle sağımdan sonra yerler, bundan dolayı yemliklerinde taze yem bulundurun. Yüksek verimli inekler 23-25 dakika aralıklarla günde 12-13 öğün yem yerler.

20.  Her 0,5 lt süt için ineklerin 1,9 litre dolayında su içmesi gerekir.

21.  Sıcak havalarda rasyonun en azından %60'ını gece vermek gerekir. 

    • Erken laktasyon ve yüksek verim grupları için toplam rasyonda %18–19 ham protein seviyesi sağlayın. Rasyonda ki aşırı protein, süt protein miktarını önemli derecede arttırmayacak ve belki de gelişme hızını azaltacaktır. 
    • Rasyon hesaplarken sürüde bir sağmal gurubu oluşturulmuş ise ilgili gurubun süt verimini gurup ortalamasının %30 üzerinde hesaplayın. Eğer 2 sağmal gurubu oluşturulmuş ise süt verim ortalamasını gurup ortalamasının % 20 üzerinde, 3 sağmal gurubu oluşturulmuş ise süt verim ortalamasını gurup süt ortalamasının %10 üzerinde hesaplayın.

22.  Anaç Koyunların Beslenmesi

Kondisyon skorunun belirlenmesi, hayvanların bel bölgesinin elle yoklanarak yağ oranının göreceli olarak tayinidir. Koyunların beslenme düzeyinin tayin ve takibi için en iyi yöntemdir. Kondisyon skoru değerleri 0`dan 5`e kadar değişir. 0 aşırı zayıf, 5 ise aşırı yağlıdır. İdeal olan KS değeri sütten kesmede 2.5, kuzulama döneminde ise 3.5`tir

23.  Anaç Koyunların Beslenmesi

Aşımdan iki hafta önce ve aşımı izleyen iki hafta süresince koyunlar varsa kaliteli meralara alınmalı ya da 400-500g arpa verilerek takviye edilmelidir. Bu uygulamaya flushing adı verilir ve kuzulama oranını %10-20 artırdığı bilinmektedir. Flushing, kondisyonu orta düzeyde olan koyunlar üzerinde daha etkilidir. Erken veya sezon dışı kuzulatmada etkili olur. Böylece meraların maksimum kalitede olduğu dönemlere kuzuların sütten kesilme zamanı rastlatılarak verim arttırılır.

24.  Anaç Koyunların Beslenmesi

Doğum sonrası ölümlerin çoğu, doğumu izleyen ilk 25 gün içerisinde kötü beslemeye bağlı olarak ortaya çıkar. Bu nedenle aşımın iki hafta öncesinden başlayıp doğum ve sütten kesmeye kadar koyunların beslenme rejiminde ani değişiklikler yapılmamalı, besleme kısıtlamasına gidilmemelidir. % 50 den fazla yoncagil bulunan meralardan aşım döneminde uzak durulmalıdır. Çünkü yoncagiller içerdikleri yüksek orandaki östrojen hormonu nedeniyle gebe kalma oranını düşürürler

25.  Anaç Koyunların Beslenmesi

Doğum sonrası ölümlerin çoğu, doğumu izleyen ilk 25 gün içerisinde kötü beslemeye bağlı olarak ortaya çıkar. Bu nedenle aşımın iki hafta öncesinden başlayıp doğum ve sütten kesmeye kadar koyunların beslenme rejiminde ani değişiklikler yapılmamalı, besleme kısıtlamasına gidilmemelidir. % 50 den fazla yoncagil bulunan meralardan aşım döneminde uzak durulmalıdır. Çünkü yoncagiller içerdikleri yüksek orandaki östrojen hormonu nedeniyle gebe kalma oranını düşürürler

26.  Kuzulamadan sonra koyunların enerji ve protein ihtiyaçları % 30 – 55 artar. Bu ihtiyaçlar sağlanamazsa canlı ağırlık kaybı, düşük süt verimi, yavrularla ilgilenmeme ve kuzuların büyüyememesi gibi durumlar ortaya çıkar. Özellikle çoklu doğumlarda artan protein ihtiyaçları için takviye yapılmalıdır

27.  Genel bir kural olarak, her kuzu için anne koyunlara 350 g kesif yem veya 400-450 g tahıl verilir.

28.  Kışın doğan kuzuların bir haftalık olmasından itibaren kaliteli kaba ve kesif yemlere rahatça ulaşması sağlanmalıdır. Kullanılan kesif yemin %18-20 protein içermesi, selüloz düzeyinin düşük, enerji düzeyinin yüksek olmasına dikkat edilmelidir

29.  Kuzuların kemik gelişimi için gerekli olan kalsiyum rasyona %1 oranda kireç taşı veya mermer tozu katılarak sağlanabilir. 2/1 Ca/P oranı doğru sağlanamazsa oluşan idrar taşları kuzularda ölümlere yol açabilir

30.  Her kuzu için en az 8-10 cm yemlik uzunluğu sağlanmalıdır. Kışın doğan kuzular 2 aylık olunca sütten kesilip büyütme yemine alıştırılmalıdır. Kuzu büyütme yemleri % 16’dan az protein, içermemelidir. Kuzular 25 30 kg’ı geçince protein oranı %14 e düşürülebilir

31.  Anaç Koyunların Beslenmesi

Koyunları vücut ağırlıkları, bütün yıl boyunca üreme safhasına göre değişimler gösterir. Besin maddesi gereksinimleri, yaşama payı düzeyindeyken en düşük, gebeliğin başlangıcından sonuna doğru giderek yükselir, laktasyon döneminde ise en yüksek seviyeye çıkar. Başarılı bir yemleme stratejisi izleyebilmek için şu üç dönemde koyunların canlı ağırlık ve kondisyon skorlarının (KS) bilinmesi gereklidir: 1. Aşımdan 3 hafta önce, 2. Gebeliğin ortasında, 3. Kuzular sütten kesileceğinde.

32.  Koyunların Beslenme Hastalıkları

Enterotoksemi
     Bu hastalık barsaktaki bakterilerin toksin salgılaması sonucu ortaya çıkar. Hayvanların küflü ve bozuk yemleri veya bir defada fazla miktarda yüksek enerjili yemleri tüketmeleri sonucunda barsakta bulunan Clostridiumperfringens adlı bakterinin salgıladığı toksin hızla kana karışarak akut ölümler meydana getirir. Rumen asidozis’i ve diğer zehirlenmelerle karıştırılmamalıdır. Hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi edilme olasılığı vardır ancak aşılama programına uyulursa ortaya çıkması önlenebilir. 3-4 hafta ara ile yapılan 2 aşılama gerekli bağışıklığı oluşturur. Yeni doğan kuzulara doğumda, 2-3 haftalık olunca ve 5-6 haftalıkken yapılan üç doz aşı gerekli korumayı sağlar.
Ani yem değişikliklerinden yine de sakınmak gereklidir.

33.  UROLİTHİASİS (İDRAR TAŞLARI):

İdrarın yapısında bulunan çeşitli organik ve inorganik maddelerin idrar yollarında çökerek taş benzeri yapılar oluşturmalarıdır. Bu maddeler idrar yollarını tıkar ve hastalık oluşur.

Devamlı merada beslenen veya yoğun besi yapılan koyun ve keçilerde çok oluşur.

Merada;

Buğdaygiller çok ise SİLİKATLAR oluşur.

Östrojenik etkili tırfılgiller çok ise BENZOCOUMARİN-İSOFLAVON-İNDİGOTİN içerikli yumuşak kıvamlı sarı taşlar oluşur

Ahırda beslenen kuzularda MAGNEZYUM FOSFAT ve AMONYUM FOSFAT oluşur.

 Taş her yaş ve her cins hayvanda oluşabilir. Dişilerde ve kastre edilmemiş hayvanlarda taşlar idrar yollarını daha nadir oranda tıkarlar.

OKZALAT, ÖSTROJEN, SİLİSYUM bakımından zengin yemlerle veya mera otları ile beslenen hayvanlarda idrar taşları daha yoğun olarak oluşur.

 BELİRTİLER:

Ureterler tıkandığı zaman o böbrekten idrar akımı durur. Böbreğin parankimi basınçla birlikte atrofiye uğrar.

Uretra tıkanırsa idrar akışı tamamen durur. Sidik kesesinde idrar birikir. Sancı belirtiliri başlar. Tam tıkanma durumunda hayvanın preputium bölgesi tamamen kurudur. Üre ve diğer metabolik artıkların atılımı olmaz. Hayvanda Uretra yırtılması veya üremik sendrom sonu 3–4 gün içinde ölüm şekillenir.

 TEDAVİ:

Nedenleri ortadan kaldır.Koyun başına 5 gram /gün Amonyum klorür..

34.  RUMEN ASİDOZİSİ:

Tahıl taneleri,un,kepek,değirmenartıkları,nişasta ve bira fabrikası artıkları gibi karbonhidratça zengin, kolay sindirilebilir yem maddelerinin normalden fazla ve ani olarak yedirilmesi.Elma,üzümposası,melas,şekerpancarı,incir gibi şekerli yem maddelerinin ve ekmek artıklarının birdenbire yedirilmesi. Rasyonda kaba yem oranının azalması. Ezilip parçalanmış hububat taneleri ve pişirilen veya kaynatılan hububat taneleri. Yemlerin ıslatılarak verilmesi.Hastalığın çıkışında önemlidir.

Semptomlar;

    • Yemin yenmesinden 8-12 saat sonra görülür.
    • İştahsızlık, hareket etmede isteksizlik.
    • Rumen hareketlerinin tamamen kaybolması.
    • %12 üzerine çıkan dehidrasyon
    • 2.-3. günden sonra sulu, açık renkli, kötü kokulu ve sindirilmemiş tane yemlerin bulunduğu dışkı.

Koruma;

    • Ani yem değişikliklerinden kaçınmak.
    • Karbonhidratça zengin gıdaları dikkatlice vermek gerekir.
    • %50 tane yem içeren rasyonlarda 10 gün adaptasyon uygulanmalı;her 2-4 günde kaba yem oranı %10 azaltarak %10-15 e düşürülür.
    • Kaba yem ve tahıllar karıştırılmamalı
    • Yemler ıslatılarak verilmemelidir.

 

35.  TİMPANİ:

    • Kolay fermente olabilir besin maddelerinin aşırı verilmesi.
    • Yonca ,fiğ vb. baklagiller familyasından yem bitkileri:yeşil hububat taneleri
    • Çiçeklenme devresi öncesindeki her türden yeşil otlar;patates,pancar gibi nişastalı kök bitkileri
    • Tane veya öğütülmüş hububat ve diğer konsantre yem maddeleri,değirmen artıkları.
    • Körpe yeşil bitkilerde su miktarının yüksekliği ve köpük şeklindeki gaz oluşumuna neden olan saponin,pektin ,hemisellüloz bakımından zengin olmaları.
    • Yeşil bitkilerin çiçeklenme devresi öncesinde fermente olabilme özelliğinin fazla olması
    • Yeşil bitkilerin kızışmış olarak verilmesi;yemlerin soğuk ve kırağılı olması
    • Tane ve yumru niteliğindeki nişastaca zengin besin maddelerinin su çekme özellikleri ve kolloidal basınçlarının yüksek olmaları
    • Tane yemlerden sonra bol su içmeleri,yemleri parçalama ,ezme,ıslatma gibi işlemler nedenleridir.

Hastalıkla yeşil otlarla beslemeye geçişte ve meraya çıkış zamanlarında sık olarak karşılaşılır.

Semptomlar:

    • Gaz yapıcı yemlerin yenmesinden 1 saat sonraya kadar semptomların başlaması
    • Karın hacminin genişlemesi
    • Sol açlık çukurunun belirgin kabarması
    • Başlangıçta Rumen hareketinin artması sonra durması
    • Solunum güçlüğü
    • Sonda uygulandığında sondanın kolay uygulanması ,az miktarda köpüklü gaz çıkması
    • Rumenetrokar uygulandığında az miktarda köpüklü gaz çıkması

Koruma;

    • Riskli yemlerin alıştırılarak verilmesi
    • Mera ve ahır besilerine geçişlerde 10-15 günlük alıştırma periyodunun uygulanması
    • Rasyonda kaba yem oranının %18,besi sığırlarında %15 ten az olmaması
    • Toz yem yerine pelet formdaki yemlerin kuru verilmesi

Tane yem miktarında ani değişim yapılmaması

36.  ABOMASUMUN SOLA DEPLASMANI:

    • Rasyonda kaba yemin az enerji bakımından zengin konsantre yemlerin çok olması
    • Doğum
    • UYA ve küflenmiş yemlerde bulunan histaminlerin  abomasumda hareketsizlik yaratması
    • İri cüsse
    • Yüksek süt verimi
    • Yaşlılık
    • Kış ayları
    • Hareketsizlik
    • Metabolikalkoliziz
    • Hipokalsemi
    • Aşırı mısır silajı

Semptomlar;

    • İştah azalması,süt veriminde azalma
    • Rumen hareketlerinde azalma
    • Abdomenin bombeleşmesi
    • Macunsu dışkı bazen de ishal

Koruma;

    • Yüksek süt verimli ineklerde özellikle konsantre yem/kaba yem oranı yükseltilmemelidir.